Hoşgeldiniz
Sen daha önce hiç yazılamamış bir şiirin en güzel mısrası gibisin. Öyle gizlenmiş, kendine saklanmış, eşsiz.

Seramik Sanatının Tarihsel Gelişimi

Seramik Sanatının Tarihsel Gelişimi

Seramik Sanatının Tarihsel Gelişimi Varoluşlarından beri doğadan tüm gereksinimleri için yararlanan insanoğlu, sonrasında işin sanat kısmına da yönelmeye başladılar. Yerleşik düzenle beraber, yaşam alanları ve çevrelerini daha güzel duyu ve göze hoş gelen unsurlarla bezemeye başladılar. Mecburiyetten sanata yönelen uzun yolculuğun baş aktörlerinden biri de Seramik Sanatıdır. 8000 yıl ilkin süregelen bu seyahat, usta ellerde […]

Seramik Sanatının Tarihsel Gelişimi

Varoluşlarından beri doğadan tüm gereksinimleri için yararlanan insanoğlu, sonrasında işin sanat kısmına da yönelmeye başladılar. Yerleşik düzenle beraber, yaşam alanları ve çevrelerini daha güzel duyu ve göze hoş gelen unsurlarla bezemeye başladılar.

Mecburiyetten sanata yönelen uzun yolculuğun baş aktörlerinden biri de Seramik Sanatıdır. 8000 yıl ilkin süregelen bu seyahat, usta ellerde yaşamın her anında yer ediniyor.

 

Anadolu’da Seramik Sanatı

Seramik Sanatının deposu Anadolu ve Mezopotamya’dır. Sonrasında buradan Çin’e ve dünyaya yayılmıştır.

Çatalhöyük’te ilk seramik örnekleri bulunuyor. Bu yapıtlar bezemelerinin yanı sıra biçimleriyle de dikkat çekiyorlar. Cilalı Taş Devri’ne ilişkin bu ilk çanak, çömlek örnekleri sonraki dönemlere esin kaynağı olmuş. Daha sonraları, bunların haricinde ocak, takı, dini merasim idolleri, mimari obje, kandil, oyuncak, ilk yazı tabletleri benzer biçimde örnekler çoğaltılmış.

 

Selçuklu Döneminde Seramik Sanatı

Anadolu Türk Seramik Sanatı, Büyük Selçuklu Seramik Sanatından etkilenmiş. Bu devrin sırsız seramiklerinde kazıma, çizileme, kalıpla kabartma, oyma-ajur benzer biçimde süsleme teknikleri kullanılmış. Ek olarak, “Barbotin” denilen, elde biçimlendirilen keramik (seramik) hamur harcı kabının yüzeyine uygulanması tekniğine de rastlanılıyor.

Selçuklu Döneminde firuze sır altına siyah dekorlu yada sarı-kahverengi sırlı seramiklere çoğunlukla rastlanıyor. İslam ve Bizans sanatında kullanılan “Sgraffitto” tekniği, bu zamanda de kullanılıyor. Bu teknikte sarımsı ya da kırmızı keramik hamurların üstüne çizileme ve kazımayla geometrik motiflerle stilize nebat motifleri yapılıyor. Motiflerin araları renkli sırlarla sırlanarak, fırınlanıyorlar.

Selçuklu Döneminde “Slip” ve “Minaî” tekniklerine de rastlanıyor. Bilhassa bu zamanda oldukça renkli boyama ile firuze, yeşil, mavi, sarı, kırmızı renkleri yoğun şekilde kullanılıyor.

 

Osmanlı Döneminde Seramik Sanatı

Osmanlı Devri Seramik Sanatı değişik dönemlerde değişik merkezler çevresinde gelişim göstermiştir. Her merkez kendi içinde araç-gereç, teknik, bezeme ve biçim bakımından çeşitlilik kazanmış. Her üretim merkezi kendine özgü bölgesel kültürü, beğeniyi ya da geleneği değişik biçimlerde seramiğe aktarmış

Her merkezde benzer teknikler kullanılmasına karşın, bölgesel özelliklerden dolayı renk, motif, kompozisyonlar boyama üslubu yada değişik formlarda ortaya çıkmıştır.

Osmanlı Seramik Sanatı denilince akla ilk gelen merkez İznik’tir. Sonrasında Kütahya, Çanakkale ve İstanbul geliyor.

 

İznik Osmanlı Devri Seramikleri; İznik üretim merkezi, 18. yüzyıla kadar Osmanlı sarayı talepleri doğrultusunda üretim yapıyordu. Sadece 18. yüzyıldan sonrasında hem saray hem de halk için üretim hayata geçirmeye başladılar.

İznik’te üretimler kırmızı ve beyaz hamurları olmak suretiyle iki ana gruba ayrılıyor. Çoğu zaman seramiklerin üretiminde astar boyama (slip) tekniği kullanılmış. Bu teknikle, seramiklerin hamur harcı rengi ve gözenekler kapanarak daha muntazam, pürüzsüz bir yüzey elde edilmiş.

 

Cumhuriyet Periyodu Seramik Sanatı

1923’de Cumhuriyet’in ilanıyla beraber Modern Türk Seramik Sanatı periyodu başlıyor. Endüstrileşme ve sanayinin gelişmesine paralel olarak keramik atölyeleri ve fabrikaları kurulmaya başlandı. Seramik eğitimi verecek kurum yada şahıs olmadığı için yetenekli gençler yurtdışına eğitim için gittiler.

İsmail Hakkı Oygar, Hakkı İzer ve Vedat Ar, yurda döndüklerinde seramiği geleneksel anlayıştan değişik, dekor-süsleme terimi haricinde bir anlayışla ele alıp, örneksiz çalışmalara yönelmişlerdir.

 

1950’li Yıllarda Seramik Her Alanda

Sanayi ve inşaat sektörünün gelişmesiyle beraber Seramik Sanatı, 1950’li yıllarda daha oldukça gündeme gelmeye başladı. Mutfak eşyasından mimari mekanlara kadar pek oldukça alanda seramikler görülmeye başlandı. Hem sanatla alakalı hem de endüstriyel üretimde kullanılmasıyla, modern seramiğin gelişimi de ivme kazanmış oldu.

1960’dan sonrasında hususi fabrikaların çoğalmasıyla yurt dışından ithalden, ihracata dönüş oluyor. Seneler geçmeye başlandıkça Seramik Sanatına bakışlar da değişmeye başlıyor. 1970’lerde işin sanat boyutu ele alınmaya başlanırken, 1980’lerde mimaride seramiğin yoğun izlerini görmeye başlıyorsunuz. 1990’lı yıllara gelindiğinde geleneksel kültür izlerini yansıtan “soyut” kavramlar yoğunluk kazanıyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM