Hoşgeldiniz
Sen daha önce hiç yazılamamış bir şiirin en güzel mısrası gibisin. Öyle gizlenmiş, kendine saklanmış, eşsiz.

  • DOLAR
    6,9819
  • EURO
    8,2087
  • ALTIN
    443,44
  • BIST
    1,1781
Seramik Sanatının Tarihsel Gelişimi

Seramik Sanatının Tarihsel Gelişimi

Seramik Sanatının Tarihsel Gelişimi

Varoluşlarından beri doğadan tüm ihtiyaçları için yararlanan insanlar, daha sonra işin sanat kısmına da yönelmeye başladılar. Yerleşik düzenle birlikte, yaşam alanları ve çevrelerini daha estetik ve göze hoş gelen unsurlarla bezemeye başladılar.

Mecburiyetten sanata yönelen uzun yolculuğun baş aktörlerinden biri de Seramik Sanatıdır. 8000 yıl önce başlayan bu yolculuk, usta ellerde hayatın her anında yer alıyor.

 

Anadolu’da Seramik Sanatı

Seramik Sanatının kaynağı Anadolu ve Mezopotamya’dır. Daha sonra buradan Çin’e ve dünyaya yayılmıştır.

Çatalhöyük’te ilk seramik örnekleri bulunuyor. Bu yapıtlar bezemelerinin yanı sıra biçimleriyle de dikkat çekiyorlar. Cilalı Taş Devri’ne ait bu ilk çanak, çömlek örnekleri sonraki dönemlere ilham kaynağı olmuş. Daha sonraları, bunların dışında ocak, takı, dini tören idolleri, mimari obje, kandil, oyuncak, ilk yazı tabletleri gibi örnekler çoğaltılmış.

 

Selçuklu Döneminde Seramik Sanatı

Anadolu Türk Seramik Sanatı, Büyük Selçuklu Seramik Sanatından etkilenmiş. Bu dönemin sırsız seramiklerinde kazıma, çizileme, kalıpla kabartma, oyma-ajur gibi süsleme teknikleri kullanılmış. Ayrıca, “Barbotin” denilen, elde biçimlendirilen keramik (seramik) hamur kabının yüzeyine uygulanması tekniğine de rastlanılıyor.

Selçuklu Döneminde firuze sır altına siyah dekorlu veya sarı-kahverengi sırlı seramiklere sıklıkla rastlanıyor. İslam ve Bizans sanatında kullanılan “Sgraffitto” tekniği, bu dönemde de kullanılıyor. Bu teknikte sarımsı ya da kırmızı keramik hamurların üzerine çizileme ve kazımayla geometrik motiflerle stilize bitki motifleri yapılıyor. Motiflerin araları renkli sırlarla sırlanarak, fırınlanıyorlar.

Selçuklu Döneminde “Slip” ve “Minaî” tekniklerine de rastlanıyor. Özellikle bu dönemde çok renkli boyama ile firuze, yeşil, mavi, sarı, kırmızı renkleri yoğun şekilde kullanılıyor.

 

Osmanlı Döneminde Seramik Sanatı

Osmanlı Devri Seramik Sanatı farklı dönemlerde farklı merkezler çevresinde gelişim göstermiştir. Her merkez kendi içinde malzeme, teknik, bezeme ve form bakımından çeşitlilik kazanmış. Her üretim merkezi kendine özgü yöresel kültürü, beğeniyi ya da geleneği farklı biçimlerde seramiğe aktarmış

Her merkezde benzer teknikler kullanılmasına rağmen, yöresel özelliklerden dolayı renk, motif, kompozisyonlar boyama üslubu veya farklı formlarda ortaya çıkmıştır.

Osmanlı Seramik Sanatı denilince akla ilk gelen merkez İznik’tir. Daha sonra Kütahya, Çanakkale ve İstanbul geliyor.

 

İznik Osmanlı Devri Seramikleri; İznik üretim merkezi, 18. yüzyıla kadar Osmanlı sarayı talepleri doğrultusunda üretim yapıyordu. Ancak 18. yüzyıldan sonra hem saray hem de halk için üretim yapmaya başladılar.

İznik’te üretimler kırmızı ve beyaz hamurları olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Genellikle seramiklerin üretiminde astar boyama (slip) tekniği kullanılmış. Bu teknikle, seramiklerin hamur rengi ve gözenekler kapanarak daha düzgün, pürüzsüz bir yüzey elde edilmiş.

 

Cumhuriyet Dönemi Seramik Sanatı

1923’de Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Çağdaş Türk Seramik Sanatı dönemi başlıyor. Endüstrileşme ve sanayinin gelişmesine paralel olarak keramik atölyeleri ve fabrikaları kurulmaya başlandı. Seramik eğitimi verecek kurum veya kişi olmadığı için yetenekli gençler yurtdışına eğitim için gittiler.

İsmail Hakkı Oygar, Hakkı İzer ve Vedat Ar, yurda döndüklerinde seramiği geleneksel anlayıştan farklı, dekor-süsleme kavramı dışında bir anlayışla ele alıp, özgün çalışmalara yönelmişlerdir.

 

1950’li Yıllarda Seramik Her Alanda

Endüstri ve inşaat sektörünün gelişmesiyle birlikte Seramik Sanatı, 1950’li yıllarda daha çok gündeme gelmeye başladı. Mutfak eşyasından mimari mekanlara kadar pek çok alanda seramikler görülmeye başlandı. Hem sanatsal hem de endüstriyel üretimde kullanılmasıyla, çağdaş seramiğin gelişimi de ivme kazanmış oldu.

1960’dan sonra özel fabrikaların çoğalmasıyla yurt dışından ithalden, ihracata dönüş oluyor. Yıllar geçmeye başlandıkça Seramik Sanatına bakışlar da değişmeye başlıyor. 1970’lerde işin sanat boyutu ele alınmaya başlanırken, 1980’lerde mimaride seramiğin yoğun izlerini görmeye başlıyorsunuz. 1990’lı yıllara gelindiğinde geleneksel kültür izlerini yansıtan “soyut” kavramlar yoğunluk kazanıyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
2020-01-31 21:31:46
error: Content is protected !!